Metindeki Yargıtay kararında, sanıkların eylemlerinin TCK m. 79/1-a (ülkeye sokma veya ülkede kalmaya imkan sağlama) kapsamında kalıp kalmadığının ve ne şekilde 'yabancıların yurt dışına çıkmasına imkan sağlama' (m. 79/1-b) olarak kabul edildiğinin gerekçelendirilmemesi, hangi hukuki ilkenin ihlali olarak görülmüştür?
Metinde yer alan Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 12/10/2022 tarihli, 2021/30601 E., 2022/19621 K. sayılı kararında, bu durum, kararın 'gerekçeli olması' ilkesinin ve buna bağlı olarak 'Yargıtay denetimine olanak verme' zorunluluğunun ihlali olarak görülmüştür. Göçmen kaçakçılığı suçu, TCK m. 79/1'de sayılan seçimlik hareketli bir suçtur. Mahkemenin, sanığın eyleminin bu seçimlik hareketlerden hangisini (ülkeye sokma, ülkede kalmaya imkan sağlama veya yurtdışına çıkışa imkan sağlama) oluşturduğunu somut delillere dayanarak tespit etmesi ve kararının gerekçesinde bunu açıkça tartışması gerekir. Yargıtay kararında, yerel mahkemenin, sanıkların eyleminin neden ve nasıl 'yurt dışına çıkmasına imkan sağlama' olarak kabul edildiğini 'yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçelendirmeden' hüküm kurmasını eleştirmiştir. Yeterli ve denetlenebilir bir gerekçe olmadan kurulan bir hüküm, sanığın eyleminin hangi suç tanımına uyduğunun anlaşılamamasına yol açar. Bu durum, hem Anayasa'nın 141. maddesindeki 'mahkeme kararlarının gerekçeli olması' zorunluluğuna hem de adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder. Yargıtay, bu nedenle kararı 'yetersiz gerekçe' nedeniyle bozmuştur. (Kaynak: or.av.tr_gocmen-kacakciligi-sucu-tck-m-79/)