Bir sanık hakkında açılan davada, 'pasif husumet yokluğu' nedeniyle davanın reddedilmesi ne anlama gelir? Metindeki Yargıtay kararından örnekle açıklayınız.
'Pasif husumet yokluğu', bir davanın, o davada davalı olma sıfatına (ehliyetine) sahip olmayan bir kişiye veya kuruma karşı açılmış olması anlamına gelir. Davada davalı olarak gösterilen kişinin, dava konusu hak veya borç ilişkisinin tarafı olmaması durumudur. Bu, bir dava şartıdır ve mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Metinde yer alan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/26608 E. sayılı kararında bu durum somutlaşmıştır. Davacı, 200 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili için dava açmıştır. Ancak, dava tarihi itibarıyla bu taşınmaz tapuda başka bir şahıs adına kayıtlı iken, dava 'Hazine'ye' karşı açılmıştır. Tapu iptali ve tescil davalarının, kural olarak tapu kaydında malik olarak görünen kişiye karşı açılması zorunludur. Hazine, bu taşınmazın maliki olmadığı için, bu davada davalı olma sıfatına sahip değildir. Yargıtay, bu durumu 'davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken' mahkemenin esasa girerek karar vermesini hukuka aykırı bulmuştur. Yani, dava yanlış kişiye karşı açıldığı için, esası incelenmeden usulden reddedilmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr_blog_mevzuat_hmk-madde-244-davetiyenin-icerigi.html)