Metindeki analize göre, bir sanık hakkında verilen hukuka aykırı bir bozma kararının (BAM tarafından verilen) 'yoklukla maluliyet' veya 'hukuka aykırılık' olarak nitelendirilmesinin, bozmanın sirayeti açısından nasıl bir fark yaratabileceğini açıklayınız.
Metnin yazarı, bu iki niteleme arasındaki farkın, bozmanın etkisinin kapsamı açısından önemli olabileceğini ima etmektedir. - Hukuka Aykırılık: Eğer BAM'ın yetkisini aşarak verdiği bozma kararı sadece 'hukuka aykırı' olarak kabul edilirse, Yargıtay gibi bir üst mahkeme, genellikle sadece önüne gelen son kararın (örneğin, hukuka aykırı bozmaya uyularak verilen ikinci veya üçüncü ilk derece mahkemesi kararı) hukuka aykırılığını tespit eder ve sadece o kararı bozar. Bozmanın etkisi, kural olarak, temyiz edilen son kararla sınırlı kalır. - Yoklukla Maluliyet: Eğer BAM'ın kararı 'yoklukla malul' olarak kabul edilirse, bu, o kararın hukuken hiç doğmadığı anlamına gelir. Bu durumda, yok hükmündeki bir karara dayanılarak yapılan sonraki tüm işlemler de (örneğin, o bozmaya uyularak yapılan yargılama ve verilen yeni hüküm) temelden sakat hale gelir. Bu niteleme, bozmanın etkisinin 'sirayet etmesine', yani ilk hukuka aykırı karara kadar geriye dönük olarak tüm sonraki işlemlerin geçersiz sayılmasına yol açabilir. Nitekim yazar, 'Yoklukla maluliyette ilk hukuka aykırı karara kadar ulaşan bozmanın sirayeti gündeme gelirken...' diyerek bu farka işaret etmektedir. Metinde incelenen Yargıtay kararında, Yargıtay'ın 'diğer BAM kararlarının da hukuka aykırı sayıldığını' belirtmesi, pratikte hukuka aykırılığın sirayetinin de kabul edildiğini göstermekle birlikte, yazar, kavramsal olarak 'yoklukla maluliyet' tespitinin bu sonucu doğurmak için daha doğru bir hukuki zemin oluşturacağını savunmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr_tr_makale_bam-ceza-dairelerinin-bozma-yetkisinin-siniri)