Göçmen kaçakçılığı suçunda (TCK m. 79), temel cezanın belirlenmesinde 'göçmen sayısı'nın rolü nedir? Yargıtay uygulamasına göre, bu durum zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120754

Göçmen kaçakçılığı suçunda, suçun mağdurunun 'toplum', göçmenlerin ise suçun 'konusu' olduğu kabul edildiği için, tek bir fiille birden fazla göçmenin kaçırılması durumunda, göçmen sayısı kadar suç oluşmaz ve TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Yani, 50 göçmenin tek bir seferde kaçırılması, 50 ayrı suç değil, tek bir göçmen kaçakçılığı suçu oluşturur. Ancak 'göçmen sayısı'nın, cezanın bireyselleştirilmesinde önemli bir rolü vardır. Metinde yer alan Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 28/09/2022 tarihli kararına göre, 'göçmen sayısının, temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşılırken dikkate alınması gerektiği' belirtilmiştir. Bu, TCK m. 61'deki 'suçun işleniş biçimi', 'meydana gelen tehlikenin ağırlığı' gibi temel cezanın belirlenmesine ilişkin kriterler kapsamında bir değerlendirmedir. Hakim, temel cezayı (örneğin 5 yıldan 8 yıla kadar hapis) belirlerken, sanığın tek bir göçmeni mi yoksa 100 göçmeni mi kaçırdığını dikkate alarak, suçun haksızlık içeriğinin ve yarattığı tehlikenin büyüklüğüne göre cezayı alt sınırdan (5 yıl) uzaklaştırarak daha üst bir sınırdan (örneğin 7 yıl) belirleyebilir. Dolayısıyla göçmen sayısı, zincirleme suç nedeni değil, temel cezanın ağırlaştırılması için bir gerekçedir. (Kaynak: or.av.tr_gocmen-kacakciligi-sucu-tck-m-79/)