Yargıtay, bir soruşturmada hem sahte mühürlerin hem de bu mühürlerle düzenlenmiş dijital ortamdaki imzasız belge taslaklarının ele geçirilmesi durumunda, mühürde sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluşup oluşmadığını nasıl değerlendirmektedir? Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2017/12177 E. sayılı kararını esas alarak açıklayınız.
Metinde yer alan Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 7.11.2019 tarihli, 2017/12177 E. - 2019/7711 K. sayılı kararına göre, Yargıtay bu durumda suçları birbirinden ayırarak değerlendirmektedir: 1) Mühürde Sahtecilik Suçu (TCK m. 202): Sanığın adresinde ele geçirilen ve kriminal inceleme sonucu sahte oldukları ve aldatma kabiliyetini haiz oldukları anlaşılan kamu kurumlarına ait mühürler, bu suçun maddi unsurunu oluşturur. Mühürlerin sahte olarak üretilip bulundurulması, TCK m. 202'deki suçu tamamlamak için yeterlidir. Bu nedenle, sanığın mühürde sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekir. 2) Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK m. 204): Ele geçirilen diğer materyallerin (fiziki olarak boş, düzenlenmemiş belgeler, onaysız fotokopiler ve dijital ortamdaki imzasız belge taslakları) hukuki niteliği değerlendirildiğinde; bu materyaller henüz hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir 'belge' niteliği kazanmamıştır. Dijital ortamda bulunan, imzalanmamış, fiziki bir varlık kazanmamış taslaklar, sahtecilik suçunun maddi konusu olan 'belge' vasfında değildir. Bu nedenle, resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmamıştır ve sanığın bu suçtan beraatine karar verilmesi gerekir. Yargıtay, bu iki suçun ayrı suçlar olduğunu, birinin oluşmasının diğerinin de otomatik olarak oluştuğu anlamına gelmediğini ve her suçun kendi unsurları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemenin, eylemi kül halinde resmi belgede sahtecilik olarak kabul etmesini hatalı bulmuştur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr_makale_muhurde-sahtecilik-sucu-cezasi-tck-202/)