Kasten yaralama fiili, gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğun 'vaktinden önce doğmasına' veya 'düşmesine' neden olması halinde, TCK m. 87 açısından bu iki netice arasında nasıl bir fark gözetilmiştir ve bu fark ceza miktarına nasıl yansımaktadır?
TCK m. 87, kasten yaralama fiilinin gebe bir kadına karşı işlenmesi sonucu çocuğa yönelik olarak ortaya çıkan iki farklı ağırlıktaki neticeyi ayrı fıkralarda düzenlemiş ve buna göre farklı cezalar öngörmüştür: 1) Çocuğun Vaktinden Önce Doğması (TCK m. 87/1-e): Bu, daha az ağır olan neticedir. Failin yaralama eylemi, çocuğun ölümüne veya düşmesine neden olmamış, ancak gebelik sürecini etkileyerek çocuğun zamanından önce (prematüre) doğmasına yol açmıştır. Bu durumda, temel yaralama suçuna göre belirlenen ceza 'bir kat' artırılır. 2) Çocuğun Düşmesi (TCK m. 87/2-e): Bu, daha ağır olan neticedir. Failin yaralama eylemi, doğrudan çocuğun anne karnında ölmesine ve gebeliğin sonlanmasına, yani 'düşüğe' neden olmuştur. Bu durumda, neticenin vahameti nedeniyle, temel yaralama suçuna göre belirlenen ceza 'iki kat' artırılır. Görüldüğü gibi kanun koyucu, çocuğun hayatta kalarak erken doğması ile anne karnında hayatını kaybetmesi arasında belirgin bir ağırlık farkı gözetmiş ve bu farkı, ceza artırım oranına (bir kat vs. iki kat) yansıtarak failin sorumluluğunu derecelendirmiştir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr_vucut-dokunulmazligina-karsi-suclar/)