Bir sanık hakkında hem mühürde sahtecilik (TCK 202) hem de resmi belgede sahtecilik (TCK 204) suçlarından dava açıldığında, Yargıtay'ın 'sahte mühürlerin suça konu resmi belgenin zorunlu tamamlayıcı unsuru olduğu' yönündeki kabulünün, suçların içtimaı açısından sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120721

Metinde yer alan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 11.11.2019 tarihli, 2019/17711-2019/13528 sayılı kararına göre, bu durumda 'bileşik suç' veya 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi söz konusudur ve sanık sadece resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılır. Yargıtay'ın bu kabulünün gerekçesi şudur: Bazı resmi belgeler (örneğin, gümrük beyannamesi, diploma, noter senedi), üzerlerindeki mühürle birlikte bir bütün olarak hukuki anlam ve değer kazanır. Mühür, o belgenin ayrılmaz ve zorunlu bir parçasıdır. Bu durumda, sahte bir belge üretmek için sahte bir mühür kullanma eylemi, resmi belgede sahtecilik suçunun işleniş biçiminden, yani maddi unsurundan ibarettir. Mühürde sahtecilik eylemi, daha ağır ve daha geniş kapsamlı olan resmi belgede sahtecilik suçu içerisinde erir ve hukuki anlamda bağımsızlığını yitirir. Bu nedenle, failin eylemleri 'kül halinde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturur' ve faile sadece TCK m. 204'ten ceza verilir. Ayrı ayrı her iki suçtan ceza verilmesi, 'aynı fiilden dolayı birden fazla kez cezalandırma yasağının' (ne bis in idem) ihlali olur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr_makale_muhurde-sahtecilik-sucu-cezasi-tck-202/)