Ceza Muhakemesi Hukukunda 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi ne anlama gelir ve bu ilke hangi kanun maddelerine dayanmaktadır?
Ceza Muhakemesi Hukukunda 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' (fruit of the poisonous tree) ilkesi, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen bir delilin (zehirli ağaç) kendisinin yargılamada kullanılamayacağı gibi, bu hukuka aykırı delil vasıtasıyla ulaşılan diğer delillerin (zehirli meyveler) de kural olarak hukuka aykırı kabul edilmesi ve hükme esas alınamaması gerektiğini ifade eden bir doktrindir. Bu ilkenin amacı, kolluk ve iddia makamlarını en başından itibaren hukuka uygun delil toplamaya teşvik etmek ve hukuka aykırılıkların yargılamayı zehirlemesini önlemektir. Bu ilkenin Türk hukukundaki yasal dayanakları şunlardır: - Anayasa m. 38/6: 'Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.' - CMK m. 206/2-a: 'Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse' ortaya konulması reddolunur. - CMK m. 217/2: 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.' - CMK m. 289/1-i: 'Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması' kesin bir temyiz (hukuka aykırılık) sebebidir. Metindeki Yargıtay 10. Ceza Dairesi kararında da, hakkında izleme kararı olmayan sanığın kimliğinin hukuka aykırı bir görüntü kaydıyla tespit edilmesi ve bu delilden hareketle diğer delillere ulaşılması, bu ilke gereğince hukuka aykırı bulunmuş ve bu delillerin hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. (Kaynak: sen.av.tr_tr_makale_hakkinda-teknik-araclarla-izleme-kararıi-bunmayan-sanik-hakkinda-elde-edilen-delillerin-hukuka-aykiriligi)