İcbar suretiyle irtikap suçunda (TCK m. 250/1), 'mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması' kriteri ne anlama gelmektedir? Yargıtay'ın bu kriteri değerlendirirken hangi somut unsurları dikkate aldığı metinden örnekle açıklanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120701

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 19.03.2013 tarihli kararına göre, icbar suretiyle irtikap suçunun oluşabilmesi için manevi baskının 'mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması' gerekmektedir. Bu kriter, mağdurun içinde bulunduğu durumun çaresizliğini ve failin talebine boyun eğmek dışında pratik bir alternatifi olup olmadığını ifade eder. Eğer mağdur, failin haksız talebini reddedebilecek, durumu kolayca başka bir yetkili makama bildirebilecek veya herhangi bir olumsuz sonuçla karşılaşmadan bu baskıdan sıyrılabilecek bir konumdaysa, icbarın varlığından söz edilemez. Metinde yer alan Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 07.05.2009 tarihli kararı bu kriter açısından tartışmalıdır. Olayda, jandarma görevlileri tarafından para istenen katılan, durumu derhal 'İlçe Jandarma Komutanlığına bildirip temin ettiği seri numaraları alınmış paralarla suçüstü yakalatmıştır'. Yazar, bu durumu eleştirerek, 'katılanın ilçe jandarma komutanlığını durumdan haberdar edip, suçüstü halini mümkün kılabildiği gerçeği karşısında, icbar unsurunun gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceğini' savunmaktadır. Çünkü mağdur, baskının etkisinden kolaylıkla kurtulabilmiş ve durumu yetkili makamlara bildirerek failleri yakalatabilmiştir. Bu durum, mağdurun çaresiz olmadığını ve iradesinin tamamen baskı altında olmadığını göstermektedir. Bu nedenle, 'kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması' kriterinin bu olayda gerçekleşmediği söylenebilir. (Kaynak: sen.av.tr_tr_makale_irtikap-ve-rusvet-suclarinin-mukayesesi)