TCK m. 86/2'ye göre, kasten yaralama fiilinin etkisinin 'basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması' halinde suçun takibinin şikayete bağlı olmasının hukuki mantığı nedir? Bu durumun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırında nasıl bir farklılık öngörülmüştür?
Kasten yaralama fiilinin etkisinin 'basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması' (BTM ile giderilebilir yaralanma), eylemin haksızlık içeriğinin daha az olduğunu gösterir. Kanun koyucu, bu türden daha az vahim yaralanmalarda, devletin cezalandırma yetkisini kullanmasını, mağdurun iradesine, yani şikayetine bağlamıştır. Bunun hukuki mantığı, bir yandan adli makamların iş yükünü hafifletmek, diğer yandan da taraflar arasında uzlaşma veya barışma ihtimaline kapı aralamaktır. Mağdur, olayın adli bir sürece taşınmasını istemiyorsa, devletin re'sen müdahale etmesini gerektirecek kadar ciddi bir kamu düzeni ihlali olmadığı varsayılır. Bu nedenle suçun takibi şikayete bağlıdır. Ancak, 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile TCK m. 86/2'ye eklenen cümle, bu kurala önemli bir istisna ve ağırlaştırma getirmiştir. Eklenen cümleye göre, 'Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.' Bu düzenleme, BTM ile giderilebilir yaralama suçu şikayete tabi olmaya devam etse de, eğer mağdur bir kadın ise, faile verilecek cezanın alt sınırını 4 aydan 6 aya çıkarmaktadır. Bu, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında, bu tür eylemlere karşı daha caydırıcı bir yaptırım öngörme amacını taşımaktadır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr_vucut-dokunulmazligina-karsi-suclar/)