Metindeki analize göre, ceza yargılamasında 'bozmadan sonra serbestlik' kuralı ile BAM ceza dairesinin bozma kararına karşı 'direnme yasağı' (CMK m. 284/1) arasındaki ilişki nasıl yorumlanmalıdır?
Metinde bu iki kavram arasındaki ilişki, BAM'ın bozma yetkisinin sınırları bağlamında ele alınmıştır. 'Direnme yasağı', ilk derece mahkemesinin, BAM tarafından verilen bir bozma kararına karşı eski kararında ısrar edemeyeceği anlamına gelir. 'Bozmadan sonra serbestlik' ise, ilk derece mahkemesinin bozma kararı doğrultusunda yeniden yapacağı yargılamada, bozma nedenleri dışındaki konularda ve delillerin takdirinde serbestçe karar verebilmesidir. Yazar, bu iki ilkenin istinaf sisteminde dikkatli yorumlanması gerektiğini savunmaktadır. CMK, BAM'a sadece CMK m. 289'da sayılan, çoğunluğu usule ilişkin ve esasen direnilemeyecek nitelikte olan sınırlı sebeplerle bozma yetkisi vermiştir. Dolayısıyla direnme yasağı, bu meşru ve kanuni sınırlar içinde verilen bozma kararları için geçerlidir. Ancak uygulamada BAM'lar bu sınırları aşarak, örneğin delil takdirine ilişkin gerekçelerle bozma kararı verdiğinde ve ilk derece mahkemesi bu hukuka aykırı bozmaya 'direnme yasağı var' diyerek uymak zorunda kaldığında, 'bozmadan sonra serbestlik' ilkesi işlevsiz kalmakta ve ilk derece mahkemesinin bağımsız karar verme yetkisi zedelenmektedir. Yazar, direnme yasağının, BAM'ın yetkisini aşarak verdiği hukuka aykırı bozma kararlarını meşrulaştıran bir araç olarak kullanılmaması gerektiğini, kanun koyucunun direnme yasağını öngörürken BAM'ın sadece kanunda sayılan sınırlı sebeplerle bozma kararı vereceğini varsaydığını ima etmektedir. (Kaynak: sen.av.tr_tr_makale_bam-ceza-dairelerinin-bozma-yetkisinin-siniri)