HMK m. 259 ve m. 290/2 hükümleri, uyuşmazlığın bir taşınmaza ilişkin olduğu davalarda tanıkların dinlenme usulü hakkında nasıl bir özel kural getirmektedir? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/9417 E. sayılı kararında bu kurala uyulmamasının sonucu ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120674

HMK m. 259 (keşif) ve m. 290/2 (keşif sırasında yapılacak işlemler) hükümleri, uyuşmazlığın konusunun bir taşınmaz olduğu davalarda tanıkların dinlenmesine ilişkin genel kuraldan ayrılan özel bir usul öngörmektedir. Genel kural tanıkların mahkeme salonunda dinlenmesi iken, bu hükümlere göre uyuşmazlık bir taşınmaza ilişkin ise, tanıkların mahkeme salonunda değil, 'dava konusu taşınmaz başında yapılacak keşifte' dinlenmesi esastır. Bunun amacı, tanıkların beyanlarını somutlaştırmak, taşınmaz üzerindeki yerleri, sınırları, objeleri bizzat göstererek anlatmalarını sağlamak ve böylece daha doğru ve güvenilir bilgi elde etmektir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/9417 E., 2017/2996 K. sayılı kararında, zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi davasında yerel mahkemenin tanıkları duruşma salonunda dinlediği tespit edilmiştir. Yargıtay, 'uyuşmazlık taşınmaza ilişkin olduğundan tanıkların davaya konu taşınmaz başında dinlenmesi gerektiğini' ve 'tanıkların yargılama oturumlarında dinlenmesinin doğru olmadığını' belirterek, bu durumu eksik araştırma ve inceleme kabul etmiş ve yerel mahkeme kararını bozmuştur. Bu karar, taşınmaz davalarında tanıkların keşif mahallinde dinlenmesinin emredici bir usul kuralı olduğunu ve buna uyulmamasının bir bozma nedeni olduğunu göstermektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr_blog_mevzuat_hmk-madde-244-davetiyenin-icerigi.html)