Bir kamu görevlisinin, görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak mağduru 'icbar' etmesi ile 'maddi cebir' kullanması arasındaki sınır nedir ve bu sınırın aşılması durumunda eylem hangi suça dönüşür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120668

Metinde ve atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında (2009/5-167 E., 2010/70 K.) belirtildiği üzere, icbar suretiyle irtikap suçundaki 'icbar', manevi cebir anlamına gelir. Bu, fiziksel bir zorlama değil, mağdur üzerinde psikolojik bir baskı, korku ve tazyik oluşturmaktır. Kamu görevlisi, yetkisini kullanarak mağdurun haklı bir işini yapmamakla veya geciktirmekle tehdit eder, böylece mağdur kendisini para vermeye manen mecbur hisseder. 'Maddi cebir' ise fiziksel güç kullanımını ifade eder. Bu, mağdura vurmak, onu bir yere kapatmak veya silah zoruyla bir şeyi vermeye zorlamak gibi eylemlerdir. İcbar suretiyle irtikap ile yağma suçu arasındaki sınır, kullanılan cebrin niteliğidir. Eğer kamu görevlisi, manevi baskının ötesine geçerek mağdura karşı maddi cebir veya tehdit (yağma suçunun unsuru olan) kullanırsa, eylem irtikap suçu olmaktan çıkar ve 'yağma' suçuna (TCK m. 148, 149) dönüşür. TCK m. 250'nin gerekçesinde de bu husus açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, baskının manevi düzeyde kalması irtikap, fiziksel zorlamaya veya nitelikli tehdide dönüşmesi ise yağma suçunu oluşturur. (Kaynak: sen.av.tr_tr_makale_irtikap-ve-rusvet-suclarinin-mukayesesi)