HMK m. 226/c'ye göre, bir tarafın yemin teklif etmesinin mümkün olmadığı hallerden birini açıklayınız ve Yargıtay'ın bu konudaki uygulamasını somut olay üzerinden değerlendiriniz.
HMK m. 226, yemin teklif edilemeyecek vakıaları saymıştır. Bunlardan biri de (c) bendinde yer alan 'Yemin edecek kimseyi veya onun yakınlarından birini ceza soruşturması veya kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar'dır. Yani, bir kişiye, yemini eda etmesi halinde bir suç işlediğini ikrar etmiş olacağı bir konuda yemin teklif edilemez. Bu kural, kişinin kendisini veya yakınını suçlamaya zorlanamayacağı (nemo tenetur se ipsum accusare) evrensel hukuk ilkesinin bir yansımasıdır. Metinde yer alan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/17307, K. 2014/11546 sayılı kararında bu ilkenin uygulaması görülmektedir. Davacı, mısırlarının davalılar tarafından haksız yere hasat edilip satıldığını iddia etmektedir. Bu iddia, ispatlandığı takdirde hırsızlık veya güveni kötüye kullanma gibi bir suç oluşturabilecek niteliktedir. Mahkeme, davalıya bu konuda yemin teklif etmiş ve davalının yemin etmemesi üzerine vakıayı ikrar etmiş sayarak davayı kabul etmiştir. Yargıtay, bu kararı bozmuştur. Çünkü davalıya 'Mısırları çaldın mı?' anlamına gelen bir konuda yemin teklif edilmesi, onu bir ceza soruşturması ile karşı karşıya bırakacağından HMK m. 226/c'ye aykırıdır. Bu tür durumlarda yemin deliline dayanılamaz; davanın diğer delillerle (tanık, keşif vb.) ispatlanması gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr_blog_mevzuat_hmk-madde-229-yemin-etmemenin-sonuclari.html)