Sırf hareket suçlarında (neticesiz suçlarda) teşebbüsün kural olarak neden mümkün olmadığı, ancak hangi istisnai durumlarda mümkün olabileceği metindeki örnek üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120638

Sırf hareket suçları, kanuni tanımında belirli bir neticenin aranmadığı, sadece icrai veya ihmali hareketin yapılmasıyla tamamlanan suçlardır. Hakaret, tehdit, iftira gibi suçlar bu niteliktedir. Kural olarak bu suçlara teşebbüs mümkün değildir, çünkü hareketin yapıldığı an suç da tamamlanmış olur. Ortada yarıda kalan bir süreç yoktur. Örneğin, bir kişiye yüzüne karşı hakaret edildiğinde, sözler ağızdan çıktığı an suç tamamlanır. Ancak, bu kuralın bir istisnası vardır: Eğer sırf hareket suçu, kısımlara bölünebilen, birden fazla hareketle işleniyorsa ve bu hareketler arasında bir zaman aralığı varsa, teşebbüs mümkün hale gelebilir. Metinde verilen örnek, hakaret içeren bir mektup gönderilmesidir. Bu eylem birden fazla parçadan oluşur: mektubun yazılması, zarfa konulması, postaneye verilmesi, PTT tarafından taşınması ve mağdura teslim edilmesi. Bu süreçte, fail icra hareketlerine başlamış (mektubu yazıp postaneye vermiş) ancak elinde olmayan bir nedenle suç tamamlanamamışsa (örneğin, PTT görevlisinin mektubu kaybetmesi veya mağdura teslim etmemesi) eylem teşebbüs aşamasında kalmış olur. Burada, failin kastettiği hakaret eylemi, mektubun muhataba ulaşmasıyla tamamlanacakken, aradaki süreçte kesintiye uğramıştır. Bu nedenle, icra hareketleri bölünebildiği takdirde sırf hareket suçlarına da teşebbüs mümkündür. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr_makale_suca-tesebbus/)