BAM Ceza Dairesi'nin usule aykırı bir bozma kararı vermesinin, sanığın temyiz hakkı üzerinde yaratabileceği olumsuz etkiyi, metinde belirtilen senaryo üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120626

Metinde, BAM'ın usule aykırı bozma kararının sanığın hak arama hürriyetini (Anayasa m. 36) ve mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilecek ciddi bir sonuca yol açtığı vurgulanmaktadır. Senaryo şöyledir: İlk derece mahkemesi, hapis cezasının üst sınırı 5 yılı geçmeyen bir suçtan sanık hakkında 'beraat' kararı verir. Bu karar aleyhine istinaf başvurusu yapıldığında, BAM'ın önünde iki hukuka uygun yol vardır: a) İstinaf başvurusunu esastan reddederek beraati onamak. b) Duruşma açarak kendisi bir yargılama yapmak ve delilleri değerlendirerek beraat yerine 'mahkumiyet' kararı vermek. Eğer BAM, (b) seçeneğini tercih ederse, yani beraati kaldırıp kendisi mahkumiyet hükmü kurarsa, sanık bu mahkumiyet kararına karşı, ceza miktarına bakılmaksızın Yargıtay'a 'temyiz' başvurusunda bulunma hakkına sahip olur. Ancak, BAM uygulamada hukuka aykırı bir yol izleyerek, 'beraat yerine mahkumiyet verilmesi gerektiği' gerekçesiyle kararı bozup dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderirse ve ilk derece mahkemesi de bu bozma üzerine (5 yılı aşmayan) bir mahkumiyet kararı verirse, bu yeni karara karşı yapılacak istinaf başvurusunda BAM'ın vereceği 'istinaf başvurusunun esastan reddi' kararı kesin olacaktır (CMK m. 286/2-a). Bu durumda sanık, aslında temyiz yolu açık olması gereken bir mahkumiyet kararına karşı temyiz hakkını kaybetmiş olur. Dolayısıyla, BAM'ın usule aykırı bozma kararı, sanığın temyiz kanun yolunu kapatarak adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir. (Kaynak: sen.av.tr_tr_makale_bam-ceza-dairelerinin-bozma-yetkisinin-siniri)