Bir icra takibi sürecinde haksız yere ödenen paranın, yıllar sonra ana para olarak iade edilmesi ancak enflasyon ve kullanım kaybından doğan zararın (faizin) karşılanmaması durumunu, Anayasa Mahkemesi'nin *Ali Tetik* başvurusunda ele aldığı 'mülkiyet hakkı' ve 'devletin pozitif yükümlülükleri' kavramları çerçevesinde analiz ediniz.
Anayasa Mahkemesi, *Ali Tetik* (B. No: 2019/3214) kararında, bu durumu mülkiyet hakkının (Anayasa m. 35) ihlali olarak değerlendirmiştir. AYM'nin analizi şu şekildedir: 1) Mülkün Varlığı: Başvurucunun haksız yere ödediği para, Anayasa m. 35 kapsamında korunan bir 'mülk'tür. 2) Devletin Pozitif Yükümlülüğü: Uyuşmazlık iki özel hukuk kişisi arasında olsa da, devletin mülkiyet hakkını koruma konusunda pozitif yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülük, mülkiyet hakkına müdahale edildiğinde etkili ve adil bir giderim sağlayacak yargısal yolları oluşturmayı ve işletmeyi gerektirir. 3) Adil Denge Testi: Somut olayda, başvurucunun parası 11 yıldan fazla bir süre boyunca haksız olarak karşı tarafın (Şirket) kullanımında kalmıştır. Bu süre zarfında başvurucu hem parayı kullanmaktan mahrum kalmış hem de para enflasyon karşısında değer kaybetmiştir. Derece mahkemesinin, olayı sadece dar bir 'temerrüt faizi' kalıbında değerlendirip, paranın haksız kullanımından doğan zararı ve değer kaybını göz ardı ederek faiz talebini reddetmesi, tarafların çatışan menfaatleri arasında adil bir denge kuramamıştır. Başvurucu aleyhine orantısız ve aşırı bir külfet yüklenmiştir. Şirket, haksız yere kullandığı parayı hiçbir ek külfete katlanmadan iade ederken, başvurucunun tüm zararı karşılanmamıştır. 4) Sonuç: Derece mahkemesinin bu katı ve şekilci yorumu, devletin mülkiyet hakkını etkili bir şekilde koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünü yerine getirememesi sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle, paranın değerindeki enflasyon etkisiyle oluşan kaybın karşılanmaması, mülkiyet hakkının ihlalidir. AYM, bu gerekçelerle yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr_haksiz-odemenin-iadesinde-faiz/)