HMK m. 229'a göre, kendisine yemin teklif edilen bir tarafın yemini eda etmekten kaçınmasının hukuki sonucu nedir? Aynı şekilde, kendisine yemin iade edilen tarafın yemin etmekten kaçınmasının sonucu ne olur? İki durumu karşılaştırarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120614

HMK m. 229, yeminden kaçınmanın sonuçlarını, yeminin kim tarafından reddedildiğine göre farklı şekilde düzenlemiştir. 1) Yemin Teklif Edilen Tarafın Kaçınması (HMK m. 229/1): Bir davada ispat yükü kendisine düşen taraf, delil olarak karşı tarafa yemin teklif ettiğinde, yemin teklif edilen taraf usulüne uygun davet edilmesine rağmen duruşmaya gelmez, gelir de yemini iade etmez veya yemin etmekten kaçınırsa, 'yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.' Bu, yeminden kaçınmanın en ağır sonucudur ve yemin teklif eden tarafın iddiasının ispatlanmış sayılması anlamına gelir. Bu bir 'yasal ikrar' fer'isidir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/2110, K. 2017/1867 kararı bu yönde bir uygulamayı içermektedir.) 2) Yemini İade Alan Tarafın Kaçınması (HMK m. 229/2): Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin etmek yerine yemini karşı tarafa iade etme hakkına sahiptir. Bu durumda, başlangıçta yemin teklif eden taraf, bu kez yemini eda etmekle yükümlü hale gelir. Eğer yemini iade alan bu taraf yemin etmekten kaçınırsa, 'yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.' Yani, kendi iddiasını ispatlayamamış olur ve davayı kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Özetle, ilk durumda yeminden kaçınma 'ikrar' sayılırken, ikinci durumda 'ispat edememe' sonucunu doğurur. (Kaynak: barandogan.av.tr_blog_mevzuat_hmk-madde-229-yemin-etmemenin-sonuclari.html)