Anayasa Mahkemesi'nin 'UYAP'tan öğrenme' içtihadı, vekille takip edilen bir davada, nihai kararın bizzat asıl (müvekkil) tarafından UYAP'tan görüntülenmesi halinde bireysel başvuru süresini nasıl etkilemektedir? AYM'nin bu konudaki gerekçesini ve bu içtihadın eleştirilen yönlerini metne dayanarak açıklayınız.
Anayasa Mahkemesi'nin, özellikle Ümran Özkan (B. No: 2019/13338) kararında netleştirdiği içtihadına göre, vekille takip edilen bir işte nihai kararın bizzat asıl (müvekkil) tarafından UYAP üzerinden görüntülenmesi, 30 günlük bireysel başvuru süresini başlatır. AYM'nin gerekçesi şudur: 6216 sayılı Kanun m. 47/5 ve İçtüzük m. 64/1, sürenin tebligattan değil, ihlalin 'öğrenildiği' tarihten itibaren başlayacağını belirtir. AYM, bu düzenlemeyi 'sonraki kanun' olması nedeniyle Tebligat Kanunu'nun 'tebligat vekile yapılır' (m. 11/1) kuralına üstün tutmaktadır. Dolayısıyla, öğrenmenin vekil tarafından mı yoksa asıl tarafından mı gerçekleştiğinin bir önemi yoktur; UYAP'tan kararın gerekçesine erişim sağlandığı an 'öğrenme' gerçekleşmiş sayılır ve süre işlemeye başlar. Metinde bu içtihat sert bir şekilde eleştirilmektedir. Eleştiriler şunlardır: 1) Öngörülemezlik: Başvurucunun, hukuk sisteminin genel mantığına uygun olarak, sürenin vekiline yapılacak tebligatla başlayacağını düşünmesi meşrudur. AYM'nin yorumu öngörülebilir değildir. 2) Orantısız Külfet: Profesyonel hukukçu olan avukat ile sıradan bir vatandaşın UYAP'tan belge görüntülemesine aynı hukuki sonucun bağlanması hakkaniyetli değildir ve vatandaşa orantısız bir külfet yükler. 3) Temsil İlişkisinin Anlamsızlaşması: Bu yorum, bireylerin usul hukuku karşısında kendilerini güvenceye almak için vekil tutma amacına aykırıdır. 4) Aşırı Şekilcilik: UYAP'tan görüntülemenin fiilen öğrenme anlamına geldiği ispatı mümkün olmayan bir varsayımdır ve mahkemeye erişim hakkını ciddi şekilde güçleştirmektedir. (Kaynak: sen.av.tr_tr_makale_bireysel-basvuru-suresinin-hesaplanmasinda-uyaptan-ogrenme)