HMK m. 220'ye göre, ticari defterlerin delil olarak ibraz edilmemesi durumunda mahkemenin karşı tarafın beyanını kabul etme yetkisi mutlak mıdır, yoksa 'duruma göre' mi karar verir? Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/4332 sayılı kararında bu durum nasıl yorumlanmıştır?
HMK m. 222/5 (eski HMK m. 220) uyarınca, ticari defterlerini ibrazdan kaçınan tarafın, karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacağı yönündeki kural mutlak değildir. Kanun, mahkemenin 'duruma göre' diğer tarafın beyanını kabul edebileceğini belirterek hakime bir takdir yetkisi tanımıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/4332 sayılı kararında da bu takdir yetkisi kullanılmıştır. Mahkeme, davalının defterlerini ibrazdan ve yemin etmekten kaçınmasını davacının alacağını ispat ettiği şeklinde yorumlayarak davayı kabul etmiştir. Ancak Yargıtay, davacı tarafın kendi ticari defterlerinde alacağın daha düşük bir miktar (40.337,27 TL) olarak göründüğünü, defterlerin usule uygun tutulmamasının bu kayıtların davacı aleyhine delil olma özelliğini kaybettirmeyeceğini belirterek, mahkemenin daha yüksek bir bedel üzerinden davayı kabul etmesini hatalı bulmuş ve kararı bozmuştur. Bu karar, mahkemenin 'duruma göre' karar verirken dosyadaki diğer delilleri de (karşı tarafın kendi defterleri gibi) dikkate alması gerektiğini göstermektedir. (Kaynak: hmk-madde-229-yemin-etmemenin-sonuclari.html)