CMK m. 100/3'te sayılan katalog suçlar için tutuklama nedeninin 'varsayılması', bu konuda hakimin takdir yetkisini tamamen ortadan kaldıran 'kesin bir karine' midir, yoksa aksi ispatlanabilir 'adi bir karine' midir? Bu varsayımın, AİHS m. 5'te güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı açısından değerlendirmesini yapınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120247

Doktrin ve AİHM içtihatlarına göre, bu varsayım 'aksi ispatlanabilir adi bir karine' olarak yorumlanmalıdır, 'kesin bir karine' olarak değil. Eğer bu kesin bir karine olarak kabul edilirse, yani hakim katalog suç şüphesi varsa otomatik olarak tutuklama nedeni varsayıp başka bir değerlendirme yapmazsa, bu durum AİHS m. 5'te güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal eder. AİHM, tutuklamanın her zaman bireysel ve somut gerekçelere dayanması gerektiğini, soyut ve genel gerekçelerle veya sadece suçun niteliğine dayalı otomatik varsayımlarla özgürlüğün kısıtlanamayacağını vurgulamaktadır. Dolayısıyla, CMK m. 100/3'teki karine, sadece ispat yükünü yer değiştiren bir kolaylık olarak anlaşılmalıdır. Kural olarak tutuklama nedeni varsayılır, ancak şüpheli veya müdafii, somut olayda kaçma veya delil karartma tehlikesinin bulunmadığını somut olgularla ortaya koyarak bu karineyi çürütebilir. Hakimin de her durumda, tutuklamanın somut olayda 'gerekli' ve 'ölçülü' olup olmadığını bireysel olarak değerlendirme yükümlülüğü devam eder. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/katalog-suc-nedir-katalog-suclar-nelerdir.html)