Bir hukuk davasında, davalı vekili, müvekkilinin ticari defterlerinin sel felaketi nedeniyle zayi olduğunu ve bu konuda zayi belgesi alınması için dava açtığını belirterek defter ibrazından kaçınmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/9024 E. sayılı kararında, davacının faturaya dayalı alacağını ispat için dayanabileceği 'fatura karinesi' (eski TTK m. 23/2) hangi koşullarda davacı lehine bir sonuç doğurur?
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/9024 E. sayılı kararında da atıf yapılan YİBBGK kararına göre, faturanın, onu düzenleyen davacı lehine bir delil karinesi oluşturabilmesi için şu koşulların bir arada bulunması gerekir: 1) Taraflar Arasında Akdi İlişki Varlığı: Öncelikle davacı, davalı ile arasında temel bir sözleşme ilişkisi (satış, hizmet vb.) bulunduğunu başka delillerle ispatlamalıdır. Sadece fatura göndermiş olmak, akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaz. 2) Faturanın Usulüne Uygun Tebliği: Davacı, düzenlediği faturaları davalıya usulüne uygun olarak tebliğ ettiğini kanıtlamalıdır. 3) Süresinde İtiraz Edilmemesi: Davalı, kendisine tebliğ edilen faturanın içeriğine, tebliğden itibaren 8 gün içinde itiraz etmemiş olmalıdır. Bu üç koşul sağlandığında, 'fatura münderecatının (içeriğinin) kabul edildiğine' dair davacı lehine, aksi ispatlanabilir adi bir karine doğar. Bu durumda, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat yükü davalıya geçer. Davalının defterlerinin zayi olması, bu karineyi tek başına ortadan kaldırmaz; davalı, faturanın içeriğinin yanlış olduğunu başka delillerle (tanık, yazışma vb.) ispatlamaya çalışmalıdır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-232-yemini-yerine-getirecek-kimseler.html)