TCK m. 102 (cinsel saldırı) ve m. 103 (çocuğun cinsel istismarı) suçları, 'zarar suçu' mudur, yoksa 'tehlike suçu' mudur? Bu nitelemenin, suçun oluşumu açısından pratik sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120233

Bu suçlar, doktrindeki genel kabul ve Yargıtay uygulamasına göre, hem zarar hem de tehlike suçu unsurları barındıran karma nitelikte suçlardır. Ancak temel olarak, suçun basit halleri (sarkıntılık, basit cinsel istismar) daha çok bir 'tehlike suçu' niteliğindedir. Yani, suçun oluşması için mağdurun ruh veya beden sağlığında somut bir zararın (örneğin travma sonrası stres bozukluğu) meydana gelmesi şart değildir. 'Vücut dokunulmazlığının' veya 'cinsel dokunulmazlığın' ihlal edilmesi, yani o fiilin yapılmış olması suçun oluşması için yeterlidir. Bu, korunan hukuki değerin (cinsel özgürlük ve dokunulmazlık) bizzat kendisinin tehlikeye atılmasının cezalandırıldığı anlamına gelir. Bu nitelemenin pratik sonucu, iddia makamının, suçun oluştuğunu ispatlamak için mağdurda bir ruhsal veya fiziksel zarar oluştuğunu ayrıca ispatlamak zorunda olmamasıdır. Fiilin, kanuni tanıma uygun şekilde cinsel bir davranışla işlendiğinin ispatlanması yeterlidir. (sen.av.tr/tr/makale/cinsel-suclarda-unsur-ve-ispat-sorunu metnindeki suçun unsurları tartışmasından çıkarılmıştır.)