Bir hukuk davasında, davalının ikrarına eklediği ve borcu sona erdirdiğini iddia ettiği vakıanın (örneğin takas), asıl borç ilişkisiyle bir bağlantısı yoksa, bu tür bir ikrara ne ad verilir ve bu durumda ispat yükü kime aittir? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/13925 E. sayılı kararındaki yaklaşımı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120229

Bu tür bir ikrara 'bağlantısız bileşik ikrar' (vasıflı ikrarın bir türü) denir. Bağlantısız bileşik ikrarda davalı, davacının iddia ettiği temel vakıayı (örneğin borç ilişkisini) kabul eder, ancak bu borcun, o vakıayla ilgisi olmayan tamamen ayrı ve bağımsız ikinci bir vakıa (örneğin başka bir hukuki ilişkiden doğan alacağıyla takas veya mahsup) nedeniyle sona erdiğini ileri sürer. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/13925 E., 2016/9082 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu tür bir ikrar bölünebilir. Yani, davalının borcun varlığına ilişkin ikrarı mahkemece esas alınır, ancak borcu sona erdirdiğini iddia ettiği ikinci vakıayı ispat yükü kendisine (davalıya) düşer. Çünkü davalı, yeni ve bağımsız bir vakıa (takas hakkı) ileri sürerek bir savunma yapmaktadır ve HMK m. 190 uyarınca herkes dayandığı vakıayı ispatla yükümlüdür. Davacı, artık borç ilişkisini kanıtlamak zorunda değildir; borcun takasla sona erdiğini davalı kanıtlamalıdır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-233-yeminin-sekli.html)