Tehdit suçu (TCK m. 106/1, birinci cümle), 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2018/2945 E. sayılı kararında, bu kanun değişikliği yürürlüğe girmeden önce verilmiş ve kesinleşmemiş bir mahkumiyet hükmü hakkında neden 'uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk' bulunduğu gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir? Bu durumun dayanağı olan ceza hukuku ilkesi nedir?
Bu durumun dayanağı, TCK m. 7/2'de düzenlenen 'lehe kanunun derhal uygulanması' ilkesidir. Bu ilkeye göre, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. 6763 sayılı Kanun, tehdit suçunu uzlaştırma kapsamına alarak, sanık lehine yeni bir hukuki durum yaratmıştır. Uzlaştırma, davanın düşmesiyle sonuçlanabilecek, kovuşturmayı engelleyen bir usul kurumudur ve bu niteliğiyle sanık lehinedir. Yargıtay'ın karar tarihinde, bu lehe kanun yürürlüğe girmiş olduğu için, henüz kesinleşmemiş olan hükmün bu yeni kanuna göre yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu doğmuştur. Mahkeme, dosyayı geri alarak öncelikle CMK m. 253-254 uyarınca uzlaştırma prosedürünü işletmeli, taraflar uzlaşırsa davayı düşürmeli, uzlaşamazlarsa yargılamaya devam ederek yeniden bir karar vermelidir. Bu, lehe olan usul hükümlerinin geçmişe yürümesinin tipik bir örneğidir. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-180-trafik-guvenligini-taksirle-tehlikeye-sokma-sucu.html)