Bir ceza davasında, sanığın suçu ikrar etmesi, mahkumiyet için tek başına yeterli bir delil midir? Cinsel suçlar gibi hassas davalarda, sanık ikrarının delil değeri nasıl ve hangi ek unsurlar göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir?
Hayır, sanığın ikrarı tek başına mahkumiyet için yeterli bir delil değildir. Ceza muhakemesinde geçerli olan 'maddi gerçeğin araştırılması' ve 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkeleri gereğince, ikrar da diğer deliller gibi mahkeme tarafından serbestçe takdir edilir ve doğruluğunun araştırılması gerekir. İkrar, maddi gerçeğe ulaşmada önemli bir araç olabilir, ancak bağlayıcı değildir. Cinsel suçlar gibi hassas davalarda ikrarın delil değeri değerlendirilirken şu ek unsurlar göz önünde bulundurulmalıdır (Ceza Genel Kurulu'nun 26/01/2016 tarihli ve 2015/9-669 E. sayılı kararına benzer şekilde): 1) İkrarın Özgür İradeye Dayanıp Dayanmadığı: İkrarın baskı, tehdit, vaat veya yanıltma altında yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. 2) İkrarın Aşaması: Soruşturmanın hangi aşamasında (polis, savcı, mahkeme) yapıldığı önemlidir. Mahkeme huzurunda yapılan ikrarın değeri daha yüksektir. 3) Diğer Delillerle Desteklenip Desteklenmediği: İkrarın, mağdur beyanı, tanık anlatımları, tıbbi raporlar, HTS kayıtları gibi yan delillerle uyumlu olup olmadığına bakılmalıdır. 4) Hayatın Olağan Akışına Uygunluğu: İkrar edilen olay örgüsünün, hayatın olağan akışına ve mantık kurallarına uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir. 5) İkrardan Dönülüp Dönülmediği: Sanığın daha sonra tutarlı ve mantıklı gerekçelerle ikrarından dönmesi, ikrarın delil değerini zayıflatabilir. Bu unsurlar bütüncül olarak değerlendirilmeden, sırf ikrara dayalı mahkumiyet, adil yargılanma hakkını ihlal edebilir. (sen.av.tr/tr/makale/cinsel-suclarda-unsur-ve-ispat-sorunu, barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/katalog-suc-nedir-katalog-suclar-nelerdir.html'deki CGK kararı atfı)