TMK m. 165 uyarınca akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasında, hastalığın 'ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi' şartının ispatı konusunda Yargıtay'ın yaklaşımı nedir? Bu 'çekilmezlik' olgusu yalnızca tanık beyanları ile ispat edilebilir mi, yoksa mutlaka resmi sağlık kurulu raporunda da bu hususa değinilmesi mi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120150

Yargıtay içtihatlarına göre, TMK m. 165'teki 'çekilmezlik' unsurunun ispatı, yalnızca tanık beyanlarına dayandırılamaz. Çekilmezlik, hastalığın türü ve derecesiyle yakından ilgili, tıbbi bir değerlendirmeyi de gerektiren karma bir olgudur. Bu nedenle Yargıtay, akıl hastalığının varlığı ve iyileşme olanağının bulunmadığı hususlarına ek olarak, bu hastalığın ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirip getirmediği konusunda da resmi sağlık kurulu raporu (özellikle Adli Tıp Kurumu raporu) alınması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/22120 E., 2014/4922 K. sayılı kararında, 'Hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı tıbben belirlenmeden salt tanık beyanlarıyla çekilmezlik olgusu saptanamaz' diyerek bu durumu netleştirmiştir. Dolayısıyla, davacı tanıklarla çekilmezliğe dair somut olayları (saldırganlık, tehlikeli davranışlar vb.) ispatlasa dahi, mahkemenin bu olguları teyit edecek ve hastalığın niteliğiyle ilişkilendirecek bir sağlık kurulu raporu alması zorunludur. (kadimhukuk.com.tr/makale/akil-hastaligi-nedeniyle-bosanma-davasi/)