Metinlerdeki tartışmaya göre, cinsel suçlarda mağdurun tek ve çelişkisiz beyanının mahkumiyet için yeterli görülmesi yönündeki yaklaşım, 'hak arama hürriyeti'nin kötüye kullanılması riskini nasıl artırmaktadır? Bu riskin azaltılması için mağdur beyanının hangi niteliklere sahip olması ve ne ile desteklenmesi gerektiği savunulmaktadır?
Mağdurun tek ve çelişkisiz beyanının mahkumiyet için yeterli görülmesi, 'hak arama hürriyeti'nin (Anayasa m. 36) bir iftira veya haksız suçlama aracına dönüşmesi riskini artırmaktadır. Cinsel suçların ispat zorluğu nedeniyle mağdur beyanına özel bir önem atfedilmesi haklı olsa da, bu beyanın objektif kriterlerle denetlenmeden mutlak doğru kabul edilmesi, masumiyet karinesini ortadan kaldırır ve kötü niyetli kişilere, husumet duydukları kişileri kolayca suçlama imkanı tanır. Bu riskin azaltılması için metinde şu unsurların gerekliliği savunulmaktadır: 1) Yan Delillerle Desteklenme: Mağdur beyanı yegane delil olmamalı; mutlaka onu destekleyen yan veya tamamlayıcı delillerle (tanık beyanları, mesaj kayıtları, tıbbi bulgular, sanığın olay yerinde bulunduğunu gösteren HTS kayıtları, sanığın çelişkili savunmaları vb.) doğrulanmalıdır. 2) İç ve Dış Tutarlılık: Mağdurun beyanı, hem kendi içinde (farklı zamanlarda verdiği ifadeler arasında) hem de diğer delillerle (dış tutarlılık) çelişki içermemelidir. 3) Sorgulanabilirlik: Mağdur beyanı, CMK m. 201 ve AİHS m. 6/3-d uyarınca, sanık ve müdafiinin soru sorma ve beyanın güvenirliğini test etme imkanına sahip olduğu bir ortamda alınmalıdır. Sadece bu koşullar altında mağdur beyanı, şüpheyi yenecek bir delil niteliği kazanabilir. (sen.av.tr/tr/makale/cinsel-suclarda-unsur-ve-ispat-sorunu)