Bir taşınır malı, emin sıfatıyla zilyetten (örneğin ödünç alan kişiden) iktisap eden kişinin bu iktisabının TMK m. 988 uyarınca korunabilmesi için iyiniyetinin hangi anda var olması gerekir? İktisaptan hemen sonra malın gerçek malikini öğrenmesi, kazandığı hakkı etkiler mi? Bu durum hangi Roma Hukuku ilkesiyle açıklanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120107

TMK m. 988 uyarınca emin sıfatıyla zilyetten ayni hak kazanımının korunabilmesi için, iktisap eden kişinin iyiniyetinin 'zilyetliğin devralındığı anda' yani iktisap anında var olması yeterlidir. Bu, 'belirli bir an için iyiniyetin arandığı' durumlara tipik bir örnektir. Kişi, zilyetliği devraldığı anda, devredenin mal üzerinde tasarruf yetkisi olmadığı hususunu bilmiyor ve bilebilecek durumda değilse, iyiniyetli sayılır ve mülkiyeti kazanır. İktisap tamamlandıktan sonra, örneğin bir gün sonra malın gerçek malikinin başka birisi olduğunu öğrenmesi, hukuken geçerli bir şekilde kazandığı mülkiyet hakkını etkilemez. Bu durum, Roma Hukuku kökenli 'mala fides superveniens non nocet' (sonradan gelen kötüniyet zarar vermez) ilkesiyle açıklanır. Hak bir kez iyiniyetle kazanıldıktan sonra, sonradan öğrenilen gerçek durum bu kazanımı geriye dönük olarak geçersiz kılmaz. (barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/iyiniyet-nedir-mk.html)