Cinsel suçlarda, özellikle çocuğun cinsel istismarı (TCK m. 103) suçunda, suçun manevi unsuru olan kastın ispatında, failin fiili bir 'sevgi gösterisi' olarak nitelendirmesi savunması karşısında, mahkeme kastın varlığını nasıl değerlendirmelidir? Hangi objektif kriterler bu değerlendirmede rol oynar?
Failin fiili 'sevgi gösterisi' olarak nitelendirmesi, sübjektif bir savunmadır ve mahkeme bu beyanla bağlı değildir. Mahkeme, kastın varlığını objektif kriterlere göre değerlendirmelidir. Bu kriterler şunlardır: 1) Fiilin Niteliği ve Yoğunluğu: Dokunmanın şekli, süresi, tekrar edip etmediği ve çocuğun hangi vücut bölgelerine yönelik olduğu (örneğin, basit bir sarılma ile genital bölgeye dokunma arasında fark vardır). 2) Olayın Bağlamı: Fiilin nerede, ne zaman ve hangi koşullar altında gerçekleştiği (örneğin, herkesin içinde mi, yoksa tenha bir yerde mi yapıldığı). 3) Fail ile Mağdur Arasındaki İlişki: Taraflar arasındaki yakınlık derecesi ve geçmişteki davranış kalıpları. 4) Mağdurun Yaşı ve Gelişim Düzeyi: Çocuğun yaşı küçüldükçe, bu tür fiziksel temasların cinsel bir anlam taşıyıp taşımadığını anlama yeteneği azalır ve failin sorumluluğu artar. 5) Failin Olay Sonrasındaki Davranışları: Failin olayı gizlemeye çalışması, çocuğu tehdit etmesi veya çelişkili beyanlarda bulunması kastın varlığına işaret edebilir. Mahkeme, bu objektif verileri bir bütün olarak değerlendirerek, eylemin toplumsal olarak kabul edilen normal bir sevgi gösterisi sınırlarını aşıp aşmadığını ve 'cinsel' bir boyut taşıyıp taşımadığını, yani TCK m. 103 anlamında cinsel istismar kastıyla yapılıp yapılmadığını belirler. (sen.av.tr/tr/makale/cinsel-suclarda-unsur-ve-ispat-sorunu)