Anayasa Mahkemesi'nin 'Yılmaz Çelik' ve devamındaki kararlarında, Hizb-ut Tahrir üyeliği suçundan verilen mahkumiyet kararlarında 'gerekçeli karar hakkının' ihlal edildiği sonucuna varmasının temel nedeni nedir? Mahkemelerden beklenen, ancak yapılmayan değerlendirme neydi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120101

AYM'nin bu kararlarda 'gerekçeli karar hakkı'nın (Anayasa m. 36) ihlal edildiği sonucuna varmasının temel nedeni, derece mahkemelerinin ve Yargıtay'ın, Hizb-ut Tahrir örgütünün neden bir 'terör örgütü' olarak kabul edildiğine ilişkin yeterli, somut ve ikna edici bir gerekçe ortaya koymamış olmalarıdır. Mahkemelerden beklenen, ancak yapılmayan değerlendirme şuydu: Bir oluşumun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesi anlamında bir terör örgütü sayılabilmesi için, anayasal düzeni değiştirmek gibi amaçlara ulaşmak amacıyla 'cebir, şiddet veya tehdit' yöntemlerini benimsemiş olması gerekir. Derece mahkemeleri, Hizb-ut Tahrir'in bu yöntemleri benimsediğini, bu yöntemlere başvurduğunu veya başvurmayı amaçladığını gösteren somut delilleri ve argümanları kararlarında tartışmamış, genellikle önceki Yargıtay kararlarına atıf yapan 'şablon' ve 'soyut' gerekçelerle yetinmişlerdir. AYM, mahkemelerin, sanığın temel iddialarına ve yargılamanın doğasının gerektirdiği 'bu örgüt neden terördür?' sorusuna, kendi somut değerlendirmelerini yaparak ve delillerle ilişkilendirerek cevap vermesi gerektiğini, bunun yapılmamasının gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini belirtmiştir. (www.zulkufarslan.av.tr/yargilamanin-yenilenmesi-talebinin-reddi/, Yılmaz Çelik kararı özeti, § 49)