Yaya bir kişinin, otobanda aniden yola atlayarak bir trafik kazasına neden olması ve bu kazada araç sürücüsünün yaralanması durumunda, yayanın TCK m. 89 uyarınca 'taksirle yaralama' suçundan cezai sorumluluğu doğar mı? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/11132 E. sayılı kararındaki karşı oy gerekçesi, bu konuda hangi hukuki argümanları ileri sürmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120100

Çoğunluk görüşüne göre evet, kusuru oranında sorumluluğu doğabilir. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/11132 E. sayılı kararındaki karşı oy gerekçesi, yayanın bu tür durumlarda TCK kapsamında cezai sorumluluğunun doğmayacağını ileri sürmektedir. Karşı oyun temel argümanları şunlardır: 1) Kanuni Düzenleme Eksikliği: TCK, ne kasten (m. 179) ne de taksirle (m. 180) trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarında yayanın fail olmasını açıkça düzenlememiştir. Karayolu ulaşımında yayanın taksirli eylemleri suç olarak tanımlanmamıştır. 2) Öngörülebilirlik Unsurunun Yokluğu: Taksirin temel unsurlarından biri neticenin 'öngörülebilir' olmasıdır. Karşı oya göre, sıradan bir yayanın, yola atlaması halinde bir aracın kendisine çarpacağını ve bu çarpma sonucu araçtaki sürücünün yaralanacağını öngörmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Yaya genellikle kendi can güvenliğini düşünür, bir araca zarar vereceğini öngöremez. 3) Elverişlilik Koşulunun Yokluğu: Bir yayanın, vücuduyla bir motorlu taşıta çarparak içindekilerin yaralanmasına veya ölmesine neden olması, ceza hukukunun aradığı 'fiilin neticeyi meydana getirmeye elverişli olması' koşulunu sağlamaz. Neticeyi yaratan asıl etken, aracın kendisinin kütlesi ve hızıdır. Bu nedenlerle karşı oy, yayanın eyleminin sadece 2918 sayılı Kanun kapsamında bir kabahat oluşturabileceğini ve hukuki (tazminat) sorumluluğu doğurabileceğini, ancak TCK kapsamında cezai sorumluluğu gerektirmeyeceğini savunmaktadır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-180-trafik-guvenligini-taksirle-tehlikeye-sokma-sucu.html)