TMK m. 3'te düzenlenen iyiniyet karinesi adi bir karine midir, kesin bir karine midir? Bu karinenin çürütülmesi için ispat yükü kimdedir ve bu ispat hangi yollarla gerçekleştirilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120092

TMK m. 3/1'de yer alan 'asıl olan iyiniyetin varlığıdır' hükmü, adi (çürütülebilir) bir karinedir, kesin bir karine değildir. Bu, iyiniyetin varlığının kural olarak kabul edildiği, ancak aksinin ispatlanabileceği anlamına gelir. Bu karine nedeniyle, bir haktan yararlanmak için iyiniyetli olması gereken kişi, iyiniyetini ispatlamak zorunda değildir; iyiniyetli olduğu varsayılır. İspat yükü, onun iyiniyetli olmadığını, yani 'kötü niyetli' olduğunu iddia eden karşı taraftadır. Karşı taraf, bu karineyi iki temel yolla çürütebilir: 1) Doğrudan İspat: İyiniyetli olduğu varsayılan kişinin, hakkın kazanılmasına engel olan durumu veya olguyu somut olarak 'bildiğini' delillerle (tanık, belge, yazışma vb.) ispat ederek. 2) Dolaylı İspat: İyiniyetli olduğu varsayılan kişinin, TMK m. 3/2'ye göre 'durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermediğini', yani basit bir araştırma veya dikkatle bu engeli 'bilmesi gerektiğini' ispat ederek. Bu iki durumdan birinin kanıtlanması halinde iyiniyet karinesi çürütülmüş olur. (barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/iyiniyet-nedir-mk.html)