TCK m. 226/4'te düzenlenen 'doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara' ilişkin müstehcen ürünlerin üretilmesi ve yayılması suçunda, 'doğal olmayan yol' kavramının belirsizliği, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi açısından bir sorun teşkil eder mi? Bu kavramın yorumlanmasında mahkemeler hangi kriterleri kullanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120090

'Doğal olmayan yol' kavramı, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin gerektirdiği 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' açısından oldukça sorunlu bir ifadedir. Bu kavram, son derece sübjektif, zamana ve toplumsal ahlak anlayışına göre değişebilen bir niteliktedir. Kanunilik ilkesi, neyin suç olduğunun kanunda açıkça, herkes tarafından anlaşılabilir ve öngörülebilir şekilde tanımlanmasını gerektirir. 'Doğal olmayan' gibi ucu açık bir ifade, bu ilkeyi zedeler ve keyfi uygulamalara yol açabilir. Mahkemeler bu kavramı yorumlarken, maddenin diğer unsurlarını (şiddet, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde cinsel davranış) dikkate almalı ve 'doğal olmayan yol' ifadesini, bu sayılanlarla benzer ağırlıkta, toplumun genelinde kabul görmüş temel cinsel davranış kalıplarının dışında kalan, özellikle tiksinti uyandıran ve parafilik nitelikteki (sadomazoşizm, koprofili vb.) davranışlar olarak dar yorumlamalıdır. Genel kabul gören cinsel pratikleri bu kapsama dahil etmek, kanunilik ilkesini ve özel hayata saygı hakkını ihlal eder. Yargıtay da kararlarında bu kavramı, genel ahlak ve edep anlayışını aşırı derecede sarsan, tiksindirici nitelikteki eylemlerle sınırlı tutma eğilimindedir. (ayboga.av.tr/mustehcenlik-sucu-ve-cezasi/)