Bir cinsel istismar iddiasında, fiilin gerçekleştiği kabul edilse dahi, failin suç işleme kastının (genel veya özel) ayrıca değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Failin 'o kişi ben değilim' savunması ile 'fiili işledim ama kastım bu değildi' savunması arasında, mahkemenin yapacağı kast araştırması açısından ne gibi farklılıklar bulunur?
Bu iki savunma, kast araştırmasının odağını temelden değiştirir. 1) 'O kişi ben değilim' savunması (İnkâr-ı Fail): Bu durumda mahkemenin öncelikli araştırması, fiili işleyen kişinin kimliğinin tespitine, yani 'faillik' sorununa yöneliktir. Mahkeme, teşhis, DNA, tanık beyanları gibi delillerle fiili gerçekleştiren kişinin sanık olup olmadığını belirlemeye çalışır. Failliğin ispatı halinde, fiilin niteliği gereği kastın da var olduğu genellikle kabul edilir. 2) 'Fiili işledim ama kastım bu değildi' savunması (İnkâr-ı Kast): Bu durumda fail, fiili işlediğini kabul etmekte, ancak bu fiili cinsel bir amaçla (özel kast) veya suç olduğunu bilerek ve isteyerek (genel kast) işlemediğini iddia etmektedir. Örneğin, 'şakalaşıyordum', 'sevgi gösterisiydi', 'yanlışlıkla dokundum' gibi. Burada mahkemenin araştırması, fiilin kendisinden çok, failin niyetine, amacına (saikine) ve eylemin gerçekleştirildiği bağlama odaklanır. Mahkeme, fiilin niteliği, yapılış şekli, taraflar arasındaki ilişki, olayın öncesi ve sonrası gibi unsurları değerlendirerek failin gerçek kastının cinsel istismar olup olmadığını tespit etmeye çalışır. İlkinde ispat sorunu faillik üzerineyken, ikincisinde doğrudan suçun manevi unsuru üzerinedir. (sen.av.tr/tr/makale/cinsel-suclarda-unsur-ve-ispat-sorunu)