Bir ilk derece mahkemesi, verdiği ve kanun yolu incelemesinden geçmeden kesinleşen bir kararın hukuka aykırı olduğunu sonradan fark ederse, bu kararın 'kanun yararına bozulması' için Adalet Bakanlığı'na bildirimde bulunabilir mi? Metindeki tartışmaya göre bu durumun 'hakimin tarafsızlığı' ve 'dosyadan el çekmesi' ilkeleri açısından değerlendirmesini yapınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120072

Bu konu metinde tartışmalı olarak ele alınmıştır. Bir görüşe göre, CMK m. 309'da Adalet Bakanlığı'nın hukuka aykırılığı 'öğrenmesi' ifadesi geniş yorumlanmalı ve kararı veren mahkemenin de bu öğrenmeyi sağlayabileceği kabul edilmelidir. Ancak metinde ağırlık kazanan karşı görüşe göre, bu durum hakimin tarafsızlığı ve dosyadan el çekmesi ilkeleriyle bağdaşmaz. Hakim, kararını vermekle dosyadan el çeker ve davanın bir tarafı haline gelemez. Kendi verdiği kararın (özellikle sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde) bozulması için harekete geçmesi, onu 'pasif' konumdan çıkarıp davanın 'tarafı' haline getirir ki bu da tarafsızlık ilkesini zedeler. Adalet Bakanlığı'nın 'öğrenmesi'nin, davanın tarafları veya hukuka aykırılığı fark eden başka bir merci (örneğin başka bir mahkeme) aracılığıyla olması gerektiği savunulur. Dolayısıyla, kararı veren mahkemenin kendiliğinden kanun yararına bozma yolunu tetiklemesi, usul hukuku ilkeleri açısından sorunludur. Ancak metin, kararı veren mahkeme dışında başka bir hakim veya mahkemenin bu durumu ihbar niteliğinde Adalet Bakanlığı'na bildirmesinde bir sakınca olmayabileceğini de belirtmektedir. (sen.av.tr/tr/makale/mahkeme-kanun-yararina-bozma-icin-basvuruda-bulunabilir-mi-ve-kanun-yararina-bozmada-aleyhe-karar-verilebilir-mi)