Metinlerdeki bilgilere göre cinsel suçların ispatında, 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' şeklindeki bir yaklaşımla, salt mağdurun 'suçlayıcı istikrarlı beyanına' dayanarak ve başkaca destekleyici delil olmadan mahkumiyet kararı verilmesi, ceza muhakemesinin hangi evrensel ilkelerine aykırılık teşkil eder?
Bu yaklaşım, ceza muhakemesinin birçok evrensel ilkesine temelden aykırılık teşkil eder: 1) Masumiyet (Suçsuzluk) Karinesi (Anayasa m. 38/4, AİHS m. 6/2): Bu ilkeye göre, bir kişinin suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar masum sayılır. Salt beyana dayalı mahkumiyet, ispat külfetini fiilen sanığa yükleyerek bu karineyi tersine çevirir. 2) Şüpheden Sanık Yararlanır (In Dubio Pro Reo) İlkesi: Ceza yargılamasında, suçun işlendiği veya sanık tarafından işlendiği konusunda herhangi bir makul şüphe varsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanmalı ve beraat kararı verilmelidir. Destekleyici delili olmayan bir beyan, her zaman makul şüphe barındırır. 3) Delillerin Serbestçe Değerlendirilmesi ve Vicdani Kanaat (CMK m. 217): Hakimin vicdani kanaati, soyut bir sezgi veya varsayım değil, duruşmada ortaya konan hukuka uygun delillerin akılcı ve mantıksal bir değerlendirmesine dayanmalıdır. 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' gibi bir ön kabul, delillerin serbestçe değil, önyargıyla değerlendirilmesi anlamına gelir. 4) İspat Külfeti: Ceza muhakemesinde ispat külfeti iddia makamındadır. İddia makamı, sanığın suçu işlediğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamakla yükümlüdür. Sadece mağdur beyanıyla yetinmek, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği anlamına gelir. (sen.av.tr/tr/makale/cinsel-suclarda-unsur-ve-ispat-sorunu)