Bir ceza davasında, sanığın eyleminin 'nitelikli dolandırıcılık' (CMK m. 135 katalog suçu) olduğu düşünülerek iletişimin denetlenmesi kararı alınmış, ancak yargılama sonunda eylemin 'basit dolandırıcılık' (katalog dışı suç) olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, telefon dinlemesiyle elde edilen deliller hükme esas alınabilir mi? Bu durumun 'hukuka aykırı delil' kavramıyla ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120021

Hayır, hükme esas alınamaz. Bir koruma tedbirinin hukuka uygunluğu, uygulandığı andaki şartlara göre değil, nihai olarak yargılanan suça göre belirlenir. Soruşturmanın başında suç vasfı katalog suç olarak değerlendirilse bile, yargılama ilerledikçe eylemin katalog dışı bir suça dönüştüğü anlaşılırsa, bu suç için baştan itibaren iletişimin denetlenmesi kararı verilemeyeceği ortaya çıkar. Bu durumda, katalog suç varsayımıyla elde edilen deliller, sonradan 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil' statüsüne girer. CMK m. 217/2 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.' demektedir. Delil, nihai olarak yargılanan suç açısından hukuka aykırı bir yöntemle elde edildiği için hükme esas alınamaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Mahkemenin bu delilleri dışlayarak, dosyada bulunan diğer hukuka uygun delillere göre karar vermesi gerekir. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/katalog-suc-nedir-katalog-suclar-nelerdir.html, Ceza Genel Kurulu 2016/1440 E. kararı)