Yargıtay, bir işçinin işverenine karşı açtığı mobbing davasında, işçinin gizlice aldığı ses kaydını hangi şartla delil olarak kabul etmiştir? Bu durum, genel kural olan 'hukuka aykırı delillerin kullanılamaması' ilkesinin bir istisnası mıdır? Gerekçesiyle tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #120004

Evet, bu durum genel kuralın bir istisnası olarak kabul edilebilir. Genel kural, TCK m. 132-133 uyarınca izinsiz ses kaydı almanın suç olması ve CMK m. 217/2 uyarınca hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamamasıdır. Ancak Yargıtay, özellikle mobbing gibi ispatı son derece zor olan ve sistematik bir haksızlığın söz konusu olduğu durumlarda, bu kuralı esnetmektedir. Metinde atıf yapılan Yargıtay kararında, işçinin kendisine yönelen ve süreklilik arz eden hakaret ve küçük düşürücü davranışları 'başka türlü ispatlama imkanı bulunmaması' halinde, gizlice aldığı ses kaydının delil olarak kabul edilebileceğine hükmedilmiştir. Bu istisnanın temel gerekçesi, iki çatışan menfaatten daha üstün olanın korunmasıdır. Burada, işverenin özel hayatının gizliliği hakkı ile işçinin kişilik haklarını, onurunu ve sağlığını koruma ve maruz kaldığı haksız fiili ispatlama hakkı çatışmaktadır. Yargıtay, anlık ve tesadüfi olmayan, sistematik bir saldırı karşısında, başka delil elde etme imkanı olmayan işçinin meşru müdafaa benzeri bir durum içinde olduğunu ve bu yolla elde ettiği delilin hukuka uygun kabul edilmesi gerektiğini değerlendirmiştir. Bu durum, 'hakkını başka türlü koruma olanağı bulunmayan kimsenin' eyleminin hukuka uygun sayılmasına yönelik bir yaklaşımdır. (kadimhukuk.com.tr/makale/mobbing-nedir-nasil-ispatlanir/)