Bir hukuk davasında tahkikat aşaması tamamlanıp sözlü yargılamaya geçildikten sonra, ancak hüküm verilmeden önce, mahkemenin taraflardan birine HMK m. 31 (Hakimin davayı aydınlatma ödevi) kapsamında bir hususu açıklığa kavuşturması için süre vermesi, ıslah (HMK m. 177) müessesesi açısından ne gibi bir sonuç doğurur? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/448 E. sayılı kararı bu durumu nasıl yorumlamıştır?
Bu durum, yargılamanın fiilen tekrar tahkikat aşamasına döndüğü ve dolayısıyla ıslah yasağının yeniden kalktığı anlamına gelir. HMK m. 177/1, ıslahın 'tahkikatın sona ermesine kadar' yapılabileceğini düzenler. Mahkeme, tahkikatın bittiğini ve sözlü yargılamaya geçildiğini tefhim ettikten sonra kural olarak ıslah yapılamaz. Ancak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/448 E., 2021/1643 K. sayılı kararında belirttiği gibi, mahkemenin bu tefhimden sonra HMK m. 31 kapsamında davayı aydınlatma ödevini kullanarak taraflardan birinden ek beyan veya açıklama istemesi, 'mahiyeti itibariyle tahkikata ilişkin bir işlem'dir. Bu ara kararı ile mahkeme, sözlü yargılamaya geçme kararından zımnen veya eylemli olarak rücu etmiş (dönmüş) sayılır. Yargılamanın tekrar tahkikat aşamasına dönmesiyle birlikte, HMK m. 177/1'deki 'tahkikatın sona ermesine kadar' ıslah yapılabilme imkanı yeniden doğar. Dolayısıyla, bu aşamada yapılan bir ıslah talebinin 'süre geçtiği' gerekçesiyle reddedilmesi hukuka aykırıdır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-177-islahin-zamani-ve-sekli.html)