Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında 2013 yılında yapılan değişiklikle, propaganda suçunun oluşması için 'terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde' yapılması şartı getirilmiştir. Bu değişikliğin 'kanunilik' ilkesi açısından pratik sonuçları nelerdir? Örgütün sadece ideolojisini veya amaçlarını öven, ancak şiddet yöntemlerine doğrudan atıf yapmayan bir ifadenin bu madde kapsamında cezalandırılması mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #119985

TMK m. 7/2'de yapılan bu değişiklik, suçun maddi unsurunu daraltmış ve 'kanunilik' ilkesini güçlendirmeyi amaçlamıştır. Değişikliğin pratik sonucu, propaganda suçunun oluşabilmesi için failin sadece terör örgütünü veya amaçlarını övmesinin yeterli olmamasıdır. Failin eyleminin, örgütün kullandığı veya kullanabileceği spesifik olarak 'cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri' meşru göstermesi, övmesi veya bu yöntemlere başvurulmasını teşvik etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, metinde de belirtildiği gibi, örgütün şiddet yöntemlerine doğrudan atıf yapmayan, sadece siyasi veya ideolojik amaçlarını destekleyen, ne kadar rahatsız edici veya sarsıcı olursa olsun bir ifade, kanunun mevcut lafzı karşısında bu suçu oluşturmaz. Aksi bir yorum, kanunilik ilkesinin bir gereği olan 'kıyas yasağını' ihlal anlamına gelir. Bu değişiklik, ifade özgürlüğü (Anayasa m. 26) ile kamu güvenliği arasındaki dengeyi, suçun kapsamını daha somut ve öngörülebilir kılarak ifade özgürlüğü lehine kaydırmıştır. (sen.av.tr/tr/makale/teror-orgutu-propagandasi-sucunda-yol-ayirimi-yasallik-ve-oneriler)