Anayasa Mahkemesi'nin 'Yılmaz Çelik' (B. No: 2014/13117) kararının, benzer durumdaki diğer hükümlüler açısından doğurduğu 'objektif etki' nedir? Bir ilk derece mahkemesinin, bu pilot karara rağmen, benzer bir olayda yapılan yargılamanın yenilenmesi talebini gerekçesiz olarak reddetmesi, Anayasa'nın hangi maddelerinde güvence altına alınan hangi hakları ihlal eder?
Anayasa Mahkemesi kararlarının 'objektif etkisi', sadece başvuranın durumunu düzeltmekle kalmayıp, benzer hukuki durumlarda bulunan herkes için yol gösterici olması ve Anayasa'nın yorumlanmasında bir standart oluşturmasıdır. 'Yılmaz Çelik' kararı, Hizb-ut Tahrir üyeliği davalarında gerekçeli karar hakkının nasıl uygulanması gerektiğine dair bir ilke kararı niteliğindedir. Bir ilk derece mahkemesinin, bu pilot kararın ortaya koyduğu anayasal yorumu ve ilkeleri göz ardı ederek, benzer bir davada yapılan yargılamanın yenilenmesi talebini gerekçesiz olarak veya 'daha önce incelendi' gibi yetersiz bir gerekçeyle reddetmesi, birden fazla hakkı ihlal eder: 1) Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen 'Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı' ilkesini ihlal eder. 2) Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı' kapsamındaki 'gerekçeli karar hakkı'nı ihlal eder. Zira mahkeme, AYM kararının somut olaya neden uygulanamayacağına dair tatmin edici bir gerekçe sunmamıştır. 3) Yine Anayasa m. 36 kapsamındaki 'mahkemeye erişim hakkı'nı, AYM kararının sağladığı hukuki olanağı işlevsiz kılarak ihlal eder. Nitekim İbrahim Er ve Diğerleri başvurusunda (B. No: 2019/33281) AYM, tam da bu durumu gerekçeli karar hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir. (www.zulkufarslan.av.tr/yargilamanin-yenilenmesi-talebinin-reddi/)