Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcılığı'nın soruşturma başlatma yetkisi, 'tamamlayıcılık' (complementarity) ilkesine tabidir. Roma Statüsü m. 17'de düzenlenen bu ilke, asli yargı yetkisine sahip devletin 'isteksizliği' veya 'muktedir olamaması' durumlarında UCM'nin devreye girmesini öngörür. Metinlerdeki bilgilere göre, bir devletin soruşturma yapma konusunda 'isteksiz' olduğunun kabulü için hangi koşulların varlığı aranır ve bu durum ulusal egemenlik ile uluslararası ceza adaleti arasındaki dengeyi nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #119977

Roma Statüsü m. 17/2'ye göre, bir devletin soruşturma yapmada 'isteksiz' olduğunun kabulü için üç alternatif koşuldan birinin varlığı aranır: 1) Yargılamanın, faili sorumluluktan kurtarma amacıyla yapılması, 2) Yargılamada, faili adalet önüne getirme amacıyla bağdaşmayacak şekilde makul olmayan bir gecikme olması, 3) Yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir şekilde yürütülmemesi ve bu durumun faili adalet önüne getirme niyetiyle bağdaşmaması. Bu ilke, ulusal egemenlik ve uluslararası ceza adaleti arasında hassas bir denge kurar. Asli yargı yetkisini devletlere bırakarak egemenlik hakkına saygı gösterir. Ancak, devletlerin bu yetkiyi adaleti engellemek için bir kalkan olarak kullanmasının önüne geçer. Devlet, etkili bir soruşturma ve kovuşturma yapma görevini yerine getirmediğinde veya getiremediğinde, uluslararası toplumun ortak vicdanını temsil eden UCM, 'tali' (ikincil) bir mekanizma olarak devreye girerek cezasızlıkla mücadele eder. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/uluslararasi-ceza-mahkemesi-savciliginin-sorusturma-yetkisi.html)