TCK m. 226/3'ün ikinci cümlesinde düzenlenen, çocukların kullanıldığı müstehcen ürünleri 'bulundurma' eyleminin suç sayılması, özel hayatın gizliliği ve ceza hukukunun 'ultima ratio' ilkesi açısından nasıl değerlendirilebilir?
Bu düzenleme, özel hayatın gizliliği (Anayasa m. 20) ve ceza hukukunun son çare olması (ultima ratio) ilkesi açısından ciddi tartışmalara yol açmaktadır. 'Bulundurma' eyleminin suç sayılması, ceza hukukunun kişinin özel alanına, düşüncelerine ve tercihlerine müdahale etmesi anlamına gelir. Normalde hukuk, kişinin eylemleri dış dünyaya yansımadıkça müdahale etmez. Çocuk pornografisi bulundurmanın suç sayılmasının ardındaki temel gerekçe, bu materyallere olan talebin, üretimini ve dolayısıyla çocukların istismarını teşvik etmesidir. Yani, bulundurma eylemi, daha büyük bir zararı önlemek için 'tehlike suçu' olarak düzenlenmiştir. Ancak bu durum, özel hayatın gizliliğine ağır bir müdahale oluşturur. Bu iki menfaat arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Ceza hukukunun en ağır araç olduğu (ultima ratio) düşünüldüğünde, bu tür bir düzenlemenin ancak çok ciddi bir toplumsal yararı korumak amacıyla ve orantılı bir şekilde uygulanması gerektiği savunulabilir. Eleştiriler, özellikle kişisel kullanım amaçlı ve yayma kastı olmayan bulundurma eylemlerinin dahi cezalandırılmasının orantısız olduğu yönünde yoğunlaşmaktadır. (ayboga.av.tr - Müstehcenlik Suçu ve Cezası)