Anayasa Mahkemesi'nin 'Yılmaz Çelik' ve 'İbrahim Er' kararları ışığında, bir mahkemenin Yargıtay'ın yerleşik bir içtihadını (örneğin Hizb-ut Tahrir'in terör örgütü olduğuna dair) gerekçe göstermesi, 'gerekçeli karar hakkı'nı karşılamak için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #119949

Hayır, yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi'ne göre 'gerekçeli karar hakkı', mahkemenin sadece bir sonuca varmasını değil, o sonuca nasıl ulaştığını, hangi delillere dayandığını ve tarafların temel iddialarını nasıl değerlendirdiğini tatminkar bir şekilde açıklamasını gerektirir. Bir mahkemenin, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına sadece atıfta bulunarak veya 'Yargıtay içtihatlarına göre...' gibi şablon bir ifade kullanarak karar vermesi, kendi değerlendirmesini yapmadığı anlamına gelir. 'Yılmaz Çelik' kararında eleştirilen de tam olarak budur. Mahkemenin, Yargıtay içtihadını benimseseydi bile, o içtihadın somut davadaki delillerle nasıl örtüştüğünü, Hizb-ut Tahrir'in neden bir terör örgütü sayılması gerektiğini, örgütün cebir ve şiddet yöntemlerini benimsediğine dair somut delillerin neler olduğunu kendi kararında ortaya koyması gerekirdi. Sadece içtihada atıf yapmak, gerekçeli karar hakkının yerine getirildiği anlamına gelmez. (zulkufarslan.av.tr - Yargılamanın Yenilenmesi Talebinin Reddi)