TMK m. 3/1'e göre 'asıl olan iyiniyetin varlığıdır.' Bu hükmün ispat hukuku açısından anlamı ve sonucu nedir? İyiniyetin aksini kim, nasıl ispat etmelidir?
Bu hüküm, iyiniyetin kanuni bir karine olduğunu ve ispat hukuku açısından 'ispat yükünü tersine çevirdiğini' ifade eder. Kural olarak, bir haktan yararlanmak isteyen kişi, o hakkın koşullarını ispatlamakla yükümlüdür (TMK m. 6). Ancak, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, kişi iyiniyetli olduğunu ispatlamak zorunda değildir; onun iyiniyetli olduğu varsayılır. Bu durumda, kişinin iyiniyetli olmadığını, yani kötü niyetli olduğunu iddia eden karşı taraf, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Karşı taraf, bu ispatı iki şekilde yapabilir: 1) Kişinin, hakkın kazanılmasına engel olan durumu kesin olarak 'bildiğini' kanıtlayarak. 2) Kişinin, durumu bilmese bile 'bilmesi gerektiğini', yani TMK m. 3/2'deki özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, basit bir araştırma ile gerçeği öğrenebilecekken öğrenmediğini kanıtlayarak. (barandogan.av.tr - İyiniyet Nedir?)