TMK m. 3/1'e göre 'asıl olan iyiniyetin varlığıdır.' Bu hükmün ispat hukuku açısından anlamı ve sonucu nedir? İyiniyetin aksini kim, nasıl ispat etmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #119785

Bu hüküm, iyiniyetin kanuni bir karine olduğunu ve ispat hukuku açısından 'ispat yükünü tersine çevirdiğini' ifade eder. Kural olarak, bir haktan yararlanmak isteyen kişi, o hakkın koşullarını ispatlamakla yükümlüdür (TMK m. 6). Ancak, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, kişi iyiniyetli olduğunu ispatlamak zorunda değildir; onun iyiniyetli olduğu varsayılır. Bu durumda, kişinin iyiniyetli olmadığını, yani kötü niyetli olduğunu iddia eden karşı taraf, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Karşı taraf, bu ispatı iki şekilde yapabilir: 1) Kişinin, hakkın kazanılmasına engel olan durumu kesin olarak 'bildiğini' kanıtlayarak. 2) Kişinin, durumu bilmese bile 'bilmesi gerektiğini', yani TMK m. 3/2'deki özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, basit bir araştırma ile gerçeği öğrenebilecekken öğrenmediğini kanıtlayarak. (barandogan.av.tr - İyiniyet Nedir?)