TMK m. 3/2'ye göre, 'durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.' Bu hüküm, sübjektif bir kavram olan iyiniyete nasıl objektif bir ölçüt getirmektedir? Bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #119784

Bu hüküm, iyiniyetin korunabilmesi için sadece 'bilmemenin' yeterli olmadığını, bu bilgisizliğin 'mazur görülebilir' olması gerektiğini ortaya koyarak sübjektif iyiniyete objektif bir sınır çizer. Kişinin, bir hakkın kazanılmasına engel olan durumu bilmemesi yetmez; aynı zamanda, içinde bulunduğu koşullarda makul bir kişiden beklenebilecek araştırmayı ve özeni göstermesine rağmen bu durumu bilememiş olması gerekir. Örneğin, tapu sicilinde bir taşınmazın üzerinde ipotek şerhi varken, bu taşınmazı satın alan bir kişi, 'ben ipoteği bilmiyordum' diyerek iyiniyet iddiasında bulunamaz. Çünkü tapu sicili alenidir (TMK m. 1020) ve durumun gerektirdiği özen, tapu kayıtlarını kontrol etmeyi zorunlu kılar. Bu özeni göstermeyen kişinin bilgisizliği kusurlu olduğu için korunmaz ve iyiniyetli sayılmaz. Böylece, kişinin içsel durumu (bilgisizlik), objektif bir özen standardı ile denetlenmiş olur. (barandogan.av.tr - İyiniyet Nedir?)