Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ispatında 'mağdurun beyanının' delil değeri nedir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı ile 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi arasında nasıl bir denge kurulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #119757

Cinsel suçlar genellikle iki kişi arasında, tanık olmaksızın ve somut delil bırakmadan işlendiği için mağdurun beyanı çok önemli bir delildir. Yargıtay, istikrarlı, samimi, hayatın olağan akışına uygun ve kendi içinde çelişki barındırmayan mağdur beyanını, başkaca somut delil olmasa dahi mahkumiyete yeterli görebilmektedir. Ancak bu yaklaşım, 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesiyle bir gerilim yaratmaktadır. Bu dengenin sağlıklı kurulabilmesi için; 1) Mağdur beyanının yegane veya belirleyici delil olduğu durumlarda, bu beyanın güvenilirliğini test edecek ek araştırmalar (yan deliller, uzman raporları, olayın öncesi ve sonrasındaki davranışlar) titizlikle yapılmalıdır. 2) Beyanın tutarlılığı sadece farklı zamanlardaki ifadeler arasında değil, aynı ifadenin kendi iç mantığı açısından da değerlendirilmelidir. 3) Sanığın savunmaları ve sunduğu deliller ciddiyetle ele alınmalı, mağdurun beyanını şüpheli kılan makul bir durum varsa, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği beraat kararı verilmelidir. Amaç, hem mağduru korumak hem de haksız mahkumiyetleri önlemektir; bu nedenle mağdur beyanı kutsal ve sorgulanamaz bir delil olarak görülmemeli, delil serbestisi içinde titizlikle değerlendirilmelidir. (sen.av.tr - Cinsel Suçlarda Unsur ve İspat Sorunu)