Cinsel suçlarda suçun manevi unsuru olan 'kast'ın tespitinde, failin cinsel saikle (özel kast) hareket edip etmediğinin araştırılması neden önemlidir? Sadece fiilin varlığına bakılarak kastın var kabul edilmesi hangi sakıncaları doğurur?
Cinsel suçlarda kastın tespiti, suçun nitelendirilmesi ve adil bir yargılama için kritik öneme sahiptir. Failin cinsel saikle (özel kast) hareket edip etmediğinin araştırılması, fiilin objektif niteliğinin ötesinde, failin niyetini anlamayı sağlar. Örneğin, bir doktorun muayene sırasında hastasının cinsel organına dokunması ile aynı dokunmayı cinsel arzuyla yapan bir kişinin eylemi objektif olarak aynı olsa da, manevi unsur (kast) tamamen farklıdır. Sadece fiilin varlığına bakılarak otomatik olarak kastın var kabul edilmesi, şu sakıncaları doğurur: 1) Masumiyet karinesini zedeler ve fiili işleyenin niyetini araştırmadan suçlu damgası vurur. 2) Hatalı nitelendirmelere yol açabilir; tıbbi müdahale, şakalaşma veya kaza gibi durumlar cinsel suç olarak değerlendirilebilir. 3) Adaletsiz mahkumiyetlere neden olabilir. Bu nedenle, suçun sübutu için hem fiilin objektif olarak cinsel nitelik taşıması hem de failin bu fiili cinsel suç işleme kastıyla (genel veya arandığı hallerde özel kastla) gerçekleştirdiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekir. (sen.av.tr - Cinsel Suçlarda Unsur ve İspat Sorunu)