Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK 134) açısından 'delil elde etme saiki' ile yapılan kaydın hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmesinde, hukuka aykırılık bilincinin bulunmaması nasıl yorumlanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #118933

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda failin 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle' hareket etmesi manevi unsur için gereklidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2024/2260 E., 2024/5628 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, 'bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntülerini dinleme, izleme ya da kaydetme eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu hallerde, kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiğinden de söz edilemez.' Bu durumda, failin suç işleme kastı olmaksızın, ani bir gelişme karşısında kendi veya haklarının korunması amacıyla delil toplama saikiyle hareket etmesi halinde hukuka aykırılık bilincinin oluşmadığı ve dolayısıyla suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği anlamına gelir.